|
Kapak Konusu:
1979'dan 2009'a Dünyada Yaşanan Önemli Gelişmeler Afganistan’ın işgali, İran-Irak Savaşı, komünizmin yıkılması, Halley kuyruklu yıldızının geçişi, 11 Eylül saldırıları, internetin keşfi, Katrina kasırgası, Darwinizm’in yıkılışı, küresel ekonomik kriz ve son 30 yılda gerçekleşen daha birçok büyük olay...
İlk bakışta birbiriyle bağlantısız gibi gözüken bu gelişmeler, aslında yaklaşmakta olan müjdeli bir dönemin alametlerinden yalnızca birkaçıdır.
Bu önemli gelişmeleri kronojik bir sıra ile düzenlediğimiz yazımızı okuduğunuzda, Peygamberimiz (sav)’in müjdesinin ne kadar yaklaşmış olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.
Peygamberimiz (sav), hadislerinde ahir zamanın alametlerini Allah’ın izniyle son derece detaylı bir biçimde anlatmıştır. Bu hadislerde bildirilen alametlerden biri de, “ahir zamanda insanları hayrete düşürecek çok büyük olayların meydana gelecek olması”dır. Özellikle son 30 yıldır dünyada yaşanan olaylar dikkatli bir biçimde analiz edildiğinde, Peygamber Efendimiz (sav)’in 1400 yıl önce aktardığı bu ahir zaman alametinin de gerçekleştiği görülmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Devamı için tıklayınız.

Allah Yalanın Her Türünü Haram Kılmıştır Yalan söylemek, Yüce Allah’ın Kuran’da yasakladığı bir davranıştır. İman eden, Allah’ın her şeyi bilip gördügüne ve hesap gününde tüm yaptıklaının ortaya çıkacağına inanan bir insanın böyle bir tavır göstermesi Allah’ın izniyle mümkün değildir.
Yalanın çok çeşitli türleri vardır. Çoğu zaman insanlar, “yalan söylemek” denildiğinde, sadece açıkça ve doğrudan söylenen yalanı dikkate alırlar. Örneğin herhangi bir konuda kendilerine, “bunu sen mi yaptın?” denildiğinde, gerçekte yaptıkları halde, “hayır, ben yapmadım” demenin yalan olacağını hemen her insan bilir. Ve “ben yalan söylemem” dediklerinde de, bu tür bir dürüstlük anlayışından bahsederler. Bunun dışındaki yalan türlerini ise daha masum ve önemsiz görürler. Bu nedenle de, 'yalan' adını vermedikleri yalanları söylemekte bir mahsur görmezler. Halbuki samimiyetsizlikle yapılan bir tavrın masum bir yönünün olması mümkün değildir. Bir insan gerçeği çarpıtmak amacıyla hangi yöntemi kullanırsa kullansın, bu yalandır.
Devamı için tıklayınız.

Bu Ay Neler Var: İlmi Mercek Sayı 54 Son Çıkan Harun Yahya Kitapları
“800 sayfasının her birinde evrimi reddeden” Yaratılış Atlası’nın Hintçesi ve Arapça 2. Baskısı da tamamlandı !
Global Yayıncılık
www.bookglobal.net/global/home.php
Tel: +90 212 444 444 1
İnternette Bu Ay
www.dunyaamberleri.com
Evrim teorisinin geçersizliğini ispatlayan bulguların başında fosil kayıtları gelmektedir. Fosil kayıtlarında canlıların on milyonlarca yıl değişmeden yapılarını korudukları görülür. Bu sitede göreceğiniz milyonlarca yıllık binlerce amber örneği günümüzde yaşayan çeşitli böcek türlerine aittir. Mükemmel yapılarıyla korunmuş olan amber içindeki bu böcekler günümüzdeki canlılarıyla tamamen aynı görünüme ve yapıya sahiptirler ve dolayısıyla her biri evrim teorisini reddetmektedir.
Devamı için tıklayınız.

Deniz Suyunun Ekosistem Üzerindeki Etikisi Deniz suyunun tuzluluğu nasıl oluşmuştur?
Deniz suyundaki tuzluluk oranı neden zaman içinde değişmez?
Okyanuslarda yaşayan planktonların dünyanın ısısı üzerinde nasıl bir etkisi vardır?
Tuzlu olduğu herkes tarafından bilinen deniz suyundaki tuzun gerçekte son derece hassas bir ölçüsü vardır. Yapılan araştırmalarla deniz suyunun ortalama tuzluluk derecesinin %3.5 olduğu ve bu oranın sabit kaldığı tespit edilmiştir. Bu, 1 mil (1.6 km) suda yaklaşık 186 milyon ton tuzun var olduğu anlamına gelmektedir. Örneğin okyanuslardaki bu tuz miktarı ile kıtaların tamamı 152.300 metre kalınlığında bir tuz tabakasıyla kaplanabilir.
Devamı için tıklayınız.

İşitme Sistemimizdeki Yankılanmama Mucizesi İşitme, yüzlerce mucizenin biraraya gelmesi ile oluşmaktadır. Bunların en çarpıcı olanı ise belki de aklımıza hiç gelmeyen, seslerin "yankılanmama" mucizesidir.
Günlük hayatımızdaki konuşmalarımızın çoğunluğu kapalı ortamlarda gerçekleşir. Evde, iş yerinde, taşıtlarda konuşuruz, sohbet ederiz. Bu alanların çevresi kapalı olduğu için insan sesleri, bu ortamlardaki radyo, televizyon gibi cihazlardan çıkan her türlü ses çevredeki cisimlere çarpar ve yankılanır. Dolayısıyla orijinal sesten hemen sonra oluşan bu sesin duvar, tavan, taşıt kapısı gibi nesnelere çarparak geri dönmesi yani yankısının da duyulması gerekir.
Çünkü işitme sistemimiz orijinal seslere uyguladığı işlemleri "yankı sesler" için de tekrar eder. "Yankı sesler" de dış kulak yolunu geçer, kulak zarını titreştirir. Orta kulak kemiklerini aşarak, iç kulakta elektrik uyaranına dönüşür. Kısacası orijinal ses gibi "yankı ses"de işitme yollarını kat eder. İşitme siniriyle yola çıkar.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|