|
Kapak Konusu:
1979'dan 2009'a Dünyada Yaşanan Önemli Gelişmeler Afganistan’ın işgali, İran-Irak Savaşı, komünizmin yıkılması, Halley kuyruklu yıldızının geçişi, 11 Eylül saldırıları, internetin keşfi, Katrina kasırgası, Darwinizm’in yıkılışı, küresel ekonomik kriz ve son 30 yılda gerçekleşen daha birçok büyük olay...
İlk bakışta birbiriyle bağlantısız gibi gözüken bu gelişmeler, aslında yaklaşmakta olan müjdeli bir dönemin alametlerinden yalnızca birkaçıdır.
Bu önemli gelişmeleri kronojik bir sıra ile düzenlediğimiz yazımızı okuduğunuzda, Peygamberimiz (sav)’in müjdesinin ne kadar yaklaşmış olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.
Peygamberimiz (sav), hadislerinde ahir zamanın alametlerini Allah’ın izniyle son derece detaylı bir biçimde anlatmıştır. Bu hadislerde bildirilen alametlerden biri de, “ahir zamanda insanları hayrete düşürecek çok büyük olayların meydana gelecek olması”dır. Özellikle son 30 yıldır dünyada yaşanan olaylar dikkatli bir biçimde analiz edildiğinde, Peygamber Efendimiz (sav)’in 1400 yıl önce aktardığı bu ahir zaman alametinin de gerçekleştiği görülmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Devamı için tıklayınız.

İmani Ciddiyetle Düşünmek İnsan gün içinde dikkatini dağıtacak yüzlerce konuyla karşılaşır. Günlük hayatın karmaşası ve hareketliliği sırasında imanda derinleşmek, ahiretin varlığını daha keskin düşünebilmek ise ancak gerçek iman ile mümkün olur. Özellikle ölümü düşünmek, dünyadaki varlığının Allah'ın kaderde belirlediği bir vakitte son bulacağını ve sonsuz hayata geçişin her an olabileceği gerçeğini kavramak akılda bir netlik oluşturur. Çünkü ölümle birlikte, o güne kadar değer verilen, çok önemli olduğu zannedilen üzerinde uzun zaman harcanan pek çok dünyevi konu anlamını yitirir. Ölümü düşünmenin getirdiği bu imani ciddiyet ile cennet ve cehennemin yakınlığı daha iyi anlaşılır. Ahiretin yakınlığı, dünyanın yalnızca bir imtihan yeri olduğu daha derin bir anlayışla kavranır. İmanı gereği gibi kavramayan insanlar, dünya hayatında ölümü ve ahireti bulanık bir bakış açısıyla değerlendirirler. Ancak ölümle karşılaştıklarında bu bulanıklık bir anda çok keskin bir netlik kazanacak ve ahiretin gerçekliğini tüm açıklığıyla kavrayacaklardır. Ölüm anında kazanılan bu keskin kavrayış, Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
Devamı için tıklayınız.

Şeytanın Aldatmacası: Telaş İman etmeyen insanlar şeytanın etkisiyle bir çok yanlış bilgiyi öğrenir ve bunları hayata geçirirler. Bu bilgilerin etkisiyle kendilerine zarar veriyor olsalar bile bu kötü özelliklerini karakterlerinin bir parçası zannettikleri için değiştirme gereği duymazlar. Örneğin 'TELAŞLANMAK' onlar için bir karakter özelliğidir. Nitekim bu özelliklerini kabullendikleri için gün içinde çok çeşitli korku ve tedirginlikler yaşarlar. Hatta beklemedikleri bir olayla karşılaştıklarında akıllarını kapatacak kadar telaşlanır, nasıl davranacaklarını bilemezler. Bu yapılarını o kadar kabullenmişlerdir ki ruhen kendilerine yaptıkları baskının vücutlarında da çok olumsuz etkileri olur. Telaşlanmalarının sonucunda vücutları kasılır, başları ağrır, sürekli terlerler, nefesleri sıkışır, tansiyonları çıkar, ölümle sonuçlanan kalp krizi geçirme vakaları ise oldukça fazladır. İnsan ancak herşeyin Allah tarafından yaratıldığını bilerek, huzurla yaşayabilecek yapıdadır. Zaten Allah'ın herşeyi hayırla yarattığını ve kaderde herşeyin çoktan olup bitmiş olduğunu ve kimsenin kaderi değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini bilen müminler telaşlı olmazlar. Allah'a tevekkül ederler.
Devamı için tıklayınız.

Tek Bir Tuz Tanesi Bile Allah'ın Varlığını Görebilmek İçin Yeterlidir 
- Kırık dökük bir binanın dökülmüş boyalarının her bir parçasında milyonlarca molekül, trilyonlarca atom bulunur. Bunların her biri kendi içinde birer mucizedir. Allah, her detayın içinde mükemmellik gizlemiştir. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün, tümünde mükemmel kristal bir dizayn, asla bozulmayan geometrik muhteşem bir yapı vardır. Bir binanın dökülmüş boyaları o binayı ne kadar pejmurde hale getirirse getirsin, o yıkık dökük parçaların içinde bile eşsiz bir yaratılış örneği, hayret ve hayranlık uyandırıcı bir sanat vardır.
- Yerdeki kaldırım taşlarının arasından çıkıp yükselen, insanların farkında bile olmadan üzerine basıp geçtiği bir yabani ot; içinde milyonlarca ciltlik bilgi barındıran DNA, her bir hücresinde olağanüstü yapıdaki kromozomlara, ribozom, mitokondri, endoplazmik retikulum gibi temel hücre organellerine sahip olan vücudumuz, Allah'ın izni ile hayat bulan, özel mekanizmalarla, muhteşem sistemlerle donatılmış bir mucizedir.
Devamı için tıklayınız.

Kuran Bilgisi: İlmi Mercek Sayı 54 Rum Suresi Kuran-ı Kerim'in 30. suresidir ve 60 ayetten oluşmaktadır. Sure adını, başlangıç ayetlerinde geçen Rum ordularından almıştır.
Rum ordularının yenildiklerini anlatan ayetle başlayan sure, orduların yenilgilerinden sonra Allah'ın yardımıyla tekrar yeneceklerini, bu durumun mü'minleri sevindireceğini haber veren ayetlerle şu şekilde devam eder:
Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir. (Rum Suresi, 2-4)
Rabbimiz devam eden ayetlerde yeryüzüne gelmiş geçmiş, kendilerinden daha güçlü kavimlerin, elçilerle ve açık delillerle uyarıldığını ancak kendi nefislerine zulmettiklerini haber verir:
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Rum Suresi, 9)
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|